Ahlak – Kültür magnet!

Tartışmalarımızda, kişilerden söz ederken sık sık kullandığımız “kültür” kavramı o kadar basite alınıyor ki en kültürlü dediğimiz kişi de, en aydın bildiğimiz kişi de bile tıpkı magnet gibi duruyor “kültür”. Oysa Kültür bir yaşam biçimidir, ruhun işlenmesidir. İçselleşmediği, ruha karışmadığı zaman üzerimizde magnet oluveriyor. Ben artık bu kültür sözcüğünü, ahlak sözcüğünü ne zaman duysam kendime, ilişki kurduğum kişilere endişeyle yaklaşıyorum. Çünkü yaşam biçimlerimize ve söylemlerimize bakınca kullandığımız sözcükler anlamını yitiriyor.

Türkiye de kendimi bildim bileli sürekli kültürden, ahlaktan söz ediliyor. Kim ağzını açsa ve ya birini anlatmaya başlasa ahlakla bağlantı kuruyor. Özellikle son yıllarda ahlakın bozulduğundan dem vuruluyor, neredeyse toplum ahlaksızlıkla damgalanıyor. Gençlerin sigara içmesi, büyüklerin yanında oturup kalkmasına dikkat etmemesi, kadınların ulu orta gülmesi, açık saçık giyinmesi, itaatsizlikleri, alkol kullanması ve daha uzayıp giden davranışlarımızın adı ahlaksızlık. Bu kadar ahlaksız olmamızı okullardaki din kültürünün yetersizliğine bağlayanlar bile var.

Din kültürü olanlar acaba ahlaklı mı? Ya da ne kadar ahlaklı?

Bunca ahlaksızlığın sebebi nedir diye düşünmeden edemiyorum. Özellikle dindar olduğunu söyleyen kişiler ahlaktan söz etmeye başladığında o kişiyi kuşkuyla dinliyorum. Karl Kraus Viyana’yı tarif ederken şöyle diyor. “Sokakları asfaltla değil, kültürle döşenmiştir.” Ben Türkiye’ye baktığımda hiçbir kentin sokakları ve insanları için bunları söyleyemem. Ne bir okuma evi, ne bir kültür sanat evi yeterli değil. Ne yazık ki asfalt yollarıyla övünen tek ülke de biziz. Bu da bizim kültüre ne kadar değer verdiğimizin göstergesidir.

Ahlak konusuna gelince; Neydi ahlak?

Filozof İonna Kuçuradi bu konuda referans alacağım değerli bir bilim kadınıdır. Bakalım ne diyor.

“Ahlak; kişilerarası ilişkilerde davranışlara ilişkin geçerli bir grupta, belirli bir zamanda ya da genel olarak geçerli olan, olması istenen çeşitli değer yargıları sistemleri olarak karşımıza çıkıyor. Ahlak denen olgu, yaşamda çeşitli ahlaklar olarak karşımıza çıkıyor;ama bu çeşitli ahlaklar, bir kısım değişik ve değişken olan davranış kuralları ve değer yargıları bir kısmı ise pek değişiklik göstermeyen davranış kuralları ve değer yargılarından oluşuyor. Kişilerden de her iki türden kurallara uymaları bekleniyor. Ölçüt olarak kullanılıyor.”

Ahlaksızlığın ayyuka çıktığı bir ülkede kişileri de fazla suçlayamıyorum çünkü bize halen köle ahlakı, yaşam biçimi dayatılıyor. Ne ailemizde ne eğitim kurumlarında özgür kişilikler yetiştirilmiyor. Köleliğe HAYIR demedikçe bu tür yazılar çok yazılacak sanırım.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları